Hatay, Antakya, Defne, Samandağ, Arsuz Radyosu Dinle

Gelecek Nesillerin Yaşama Haklarını Korumamız Gerekiyor…

İskenderun Çevre Koruma Derneği  Başkanı Nermin Yıldırım Kara, 50 yıl sonra ekilecek tarım arazisi ve içecek su bulamayacaklarını ifade etti.

Geçen yıl Muğla’da Marmaris’te, bir önceki sene Hatay’da yaşanan haftalarca devam eden ve ciğerlerimizi yakan orman yangınlarının henüz yıldönümünde yeniden Ege kıyılarında Datça’da Çeşme’de başlayan orman yangınlarının, ülkemizin Karadeniz kıyılarında yaşanan sel felaketleri, aşırı yağışlar, heyelanlar küresel iklim krizinin etkilerinin ne kadar ağır ve trajik olduğunu bizlere gösterdiğini ifade eden Nermin Yıldırım Kara, şu şekilde  devam etti;

Nermin Yıldırım Kara, sanayi devrimi sonrasında küresel iklim değişikliğinin baş faktörü olan petrol, doğal gaz, kömür gibi fosil yakıtların yoğun olarak kullanılmasıyla birlikte, atmosferde zehirli sera gazlarının miktarının artması neticesinde hava, toprak ve su kirliliği bugün en önemli hak temelli mücadele örneklerinden olan  ‘yaşam hakkı savunuculuğuna’ konu olmakta, Türkiye’nin her bir yerinden yeni bir çığlığın yükseldiğini gördüklerini söyledi.

Olası olumsuz iklim koşullarının en başında gelen ve Türkiye’yi bekleyen tehlike daha öncede uzmanlar tarafından da belirtildiği  üzere kuraklık ve çölleşmedir, seller- heyelanlar ve orman yangınları da son yıllarda yaşadığımız en büyük doğa felaketleridir.

Kaldı ki, ülkemizin de içinde yer aldığı bölge yani Akdeniz havzasının iklim değişikliği etkilerini en şiddetli biçimde yaşayacağı bilim insanları tarafından sürekli dillendiriliyor, ancak buna karşın yeterince tedbirler alınıyor mu, politikalar geliştirilebiliyor mu? Örneğin merakımız şu; acaba, 30-40- veya 50 yıl sonra ekilebilir tarım alanları, ya da temiz içecek su bulabilecek miyiz?”

Küresel iklim krizine bağlı bugün yaşadığımız olumsuz etkileri yalnızca fosil yakıtların aşırı ve plansız kullanımı tek sebep olarak görmemeli, insanların daha lüks yaşam standartları için aşırı aktiviteleri, meta kullanımlarının  varlığı, nüfus artışı da ulaşım-trafik, göçler de süreci tetikleyen olumsuz koşullar arasında unutulmamalıdır.

Sellere, heyelanlara karşı  şehirlerdeki altyapıların dayanıklı hale getirilmeli. İklim koşullarına uygun bölgesel ürün deseni konusunda ciddi planlamalar ve güçlü bir irade ile hayata geçirilmesi yönünde çalışmalar yapılmalı.

Başkan Nermin Yıldırım Kara, gelecek genç nesillerin sağlıklı ve kaliteli bir çevrede yaşama haklarının korunması gerektiğini belirterek, “Çünkü sağlıksız ve yetersiz beslenme, insanların çeşitli hastalıklara yakalanmasına hatta ölümlerine neden olmakta, dolayısıyla daha adil, daha paylaşımcı ve barışçıl kalkınma hedefleri benimsenmeli ülkeleri yöneten hükümetler tercihlerini bu yönde kullanmalıdırlar. 30-50 yıl ekonomik ömrü olan madenler-enerji santralleri için verimli araziler, zeytinlik alanlar heba edilmemeli. Fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji teknolojileri desteklenmeli.

Su ve Gıda krizi hususunda ülkemizi hassas ve stresli konuma düşmesinden kurtaracak önemli adımlar atılıp, hayata geçirilmeli. Kentlerin düzenlenmesi ve yeni yaşam alanları yapılırken doğa tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesi gözetilerek, yeşil alanları çoğaltmaya yönelik, doğa ile uyumlu sürdürülebilir planların yapılması sağlanmalıdır, bu konularda yerel yönetimler ve merkezi idare siyasi çekişmelere mahal veremeden birlikte işbirliği içinde uygulamalarını gerçekleştirmelidirler. Yani demem o ki el birliğiyle insanlığın sonunu getirmeden, yaşamımızı tehlikeye atmadan ekosistemi  gelecek nesillere aktaralım ifadelerine yer verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir