Yeşilpınar’da ‘kitap okuma kültürü’ konuşuldu…

02 Eylül 2009 Çarşamba, 11:18
Yeşilpınar’da ‘kitap okuma kültürü’ konuşuldu…

Yeşilpınar Beldesinde düzenlenen ”Yeşilpınar 6. Defne Kültür Sanat Festivali” çerçevesinde yerel yazarlar Yahya Harbalioğlu ve Alev öksüz’ün katılımıyla “Okuyalım ya da Okuyalım” adlı bir söyleşi düzenlendi. Edebiyat öğretmeni-Yazar Yahya Harbalioğlu ve Gazeteci-Yazar Alev öksüz önce kendilerini tanıtıp kitapları hakkında bilgiler verdiler. Daha sonra “Okuyalım ya da Okuyalım” adlı söyleşi Yahya Harbalioğlu’nun giriş konuşmasıyla başladı. Sözü alan Gazeteci-yazar Alev öksüz, amaçlarının topluma nüfuz edip, yeri geldi mi uyarıcı, yeri geldi mi destekleyici, yeri geldi mi tamamlayıcı ve yeri geldi mi hayalci olabilmek, sonrasında da toplumu düşünmeye sevk edip ardından konuşan bir toplumun oluşumuna katkıda bulunmak olduğunu vurguladı.
 
çok okuyan yılda 21 ve daha fazla kitap okuyor…
 
Daha sonra Alev öksüz okumanın tanımından yola çıkarak, toplumumuzdaki okuma kültürüne değinerek, şunları söyledi: “Okuma alışkanlığının kazanılmasında etkili üç dönem çocukluk, gençlik ve yetişkinlik dönemleridir. Okuma alışkanlığının kazanılmasında etkili üç toplumsal kurum ise Aile, okul ve çevredir. Araştırmalara göre çok okuyan yılda 21 ve daha fazla kitap okuyan kişiymiş. Orta düzeyde okuyucu 1 yılda 6-20 kitap okuyan kişidir. Az okuyan kişi ise 1 yılda 1-5 kitap okuyandır. Okuyucu olmayan da, hiç kitap okumayan kişidir” dedi.
 
Televizyon ve internet, kitap okumayla yer değiştirmiş durumda…
 
 Alev öksüz, toplumun okuma eksiğinin hiç de bağışlanacak Bir şey olmadığını ifade ederek, “Etrafa bakındığım ve gözlem yaptığım zaman televizyon ve internetin, kitap okumayla yer değiştirdiğini görüyorum… Yazık ki; çoğumuz okuyarak geçirebileceğimiz zamanlarımızı böylesi uğraşlarla boşa harcıyoruz ve ne acıdır ki, istatistiklere bakıldığı zaman 21’inci yüzyıla girerken ülkemiz, kitap okuma oranında çoğu Afrika ülkesinin gerisinde kalmış durumda” dedi.
 
Gençlerin yüzde 70’i hiç okumuyor…
 
özellikle yeni neslin okuma alışkanlığından yoksun olduğunu dile getiren öksüz, “Gençlerin yüzde 70’i hiç okumuyor. Son günlerde gençlerimizin büyük bir bölümünün boş vakitlerini, tatil günlerini evlerinde TV kanallarını zapingleyerek, internet ya da oyun salonlarında geçirdiklerine hepimiz tanık oluyoruz… Anlayacağınız, internet bağımlılığının hat safhada olduğu bugünlerde; gençlerimiz, her fırsatta bilgisayar karşısında internette sörf yapma telaşındalar; bazıları ise abartıp, sabahlara kadar sanal sohbet etme derdine düşmüşler… Düşünüyorum da; durum böyleyken bizler gençlerimizin kitap okumalarını hangi arada bekleyebiliriz ki?” dedi.
 
 Günde ortalama 5 saat TV seyreden bir toplumuz…
 
 Türkiye’de okunan kitaplara da bakıldığı zaman “siyaset, aşk, cinsellik ” gibi birkaç temaya sıkıştığını ifade eden Alev öksüz, “Günde ortalama 5 saat TV seyreden bir toplumuz. Bu zamanı TV’ye ayıran bizler, her gün birkaç sayfa okuma zahmetine katlanamıyoruz. Eğitim-Sen`in bir araştırmasına göre, öğretmenlerin yüzde 8`i hiç kitap okumuyormuş. Yüzde 39`u ise bu konuda bilgi vermek istemiyor ve yüzde 28`i de ayda bir kitap alıyormuş. “ülkemizde 10 bin kişiden 3 kişi yılda 10 ve üzerinde kitap okuyorsa kitap kurdu sayılıyormuş…
 
 Ve sayısal verilere göre;
  » Japonya’da toplumun % 14’ü, » Amerika’da %12’ si, » ıngiltere ve Fransa’da % 21’i düzenli kitap okur iken, » Türkiye’de durum % 0,01 yani on binde bir. » Toplam nüfusu sadece 7 milyon olan Azerbaycan’da kitap ortalama 100.000 tirajla basılırken, Türkiye’de bu rakam 2000- 3000 civarında.
  Başka bir araştırmaya göre;
 
» Bir Japon bir yılda ortalama 25 kitap okuyormuş » Bir ısviçreli bir yılda ortalama 10 kitap okuyor. » Bir Fransız bir yılda ortalama 7 kitap okuyor Ve Türkiye’de de 6 kişiye yılda 1 bir kitap düşüyor. Türkiye’de okuma alışkanlığına sahip olan kişi sayısı ortalama 40 bin kişiymiş… Bunun yanında Türkiye’de; » Dergi okuma oranı % 4 iken » Gazete okuma oranı % 22 » Radyo dinleme oranı % 24 » Televizyon izleme oranı % 95 imiş… Sonuç olarak Türkiye’nin ortaya çıkan okuma karnesi zayıflarla dolu” dedi.

 Anne-babalara çok iş düşüyor…

 Yazar Alev öksüz, kitap okuma oranını artırma konusuna değinerek, “Bu konuda Anne-babalarımıza çok iş düşüyor… Buraya kadar gençliğimizi yargıladık; peki anne-babalarımız ne yapıyorlar bu arada? Konumuz da kitap okuma ise; anne-babalar evde okuma saati uygulaması başlatarak, toplumumuzun bu eksik yanını gidermek için destek verirler diye düşünüyorum… Bunun yanında bu okuma saatinden sonra herkes kendi okuduğu kitap üzerine yorumlar yapabilir aile bireyleriyle paylaşabilir düşüncesini… Okumak ve bunun yanında konuşarak yorum yapmak eminim insanı daha da sosyalleştirecektir… çünkü okuduğunu anlamak ve sonrasında pratiğe dökmek bir eylemi gerçekleştirmektir… Bizler her eylememizden sonra, sonuç aldığımız her adımımız sonrasında hem paylaşıma açık olacağız hem de biraz daha keşfetmiş olacağız evrendeki her güzelliği” dedi.
 
 Okullardaki ’20 dakikalık okuma saati’ uygulanmalı…
 
 Alev öksüz, bazı illerin okullarında başlatılan ’20 dakikalık okuma saati’nin her okulda uygulanmadığına dikkat çekerek, “’20 dakikalık okuma saati’ uygulaması okullarda yerleşirse konuşan öğrenciler yetişecek… Bu öğrenciler büyüdükçe toplumun okuma ve konuşan kitle oranı da yükselecektir… Hiçbir şey birbirinden bağımsız gelişmiyor… Evrimleşmek herkesin kendi elinde… Ama en çok bir önceki neslin sonraki nesle bıraktığı miras tabi… Yani örnek olmaktır bir sonraki nesle. Paylaştıkça güzelleşir her şey… Eğer tek başınıza okurken sıkılıyorsanız… bir eş bulup ya da ortam oluşturun kendinize, paylaşın okuduklarınızı” dedi.
 
 Okuma kampanyalarına önem verilmeli…
 
Yazar öksüz,okuma kampanyalarına önem verilmesi gerektiğini vurgulayarak, beldelerimizde kitap okuma kampanyaları düzenlenmeli. Bunun yanında en hızlı kitap okuma yarışmaları dahi düzenlenebilir. Bunlar okuma alışkanlığını kazandırmaya yönelik çok güzel etkinliklerdir. Okullarda sık sık seminerler düzenlense, veliler ve öğrenciler bu seminerlerde kitap okuma alışkanlığı konusunda bilinçlendirilseler ne güzel olur… Bunun yanında kütüphanesiz bölgeler belirlenip, bu eksiklik giderilerek doğru bir adım atılabilir diye düşünüyorum, tabii gezici kütüphaneler de devreye girerse işte o zaman belki okuma kültürü yerleşiverir toplumumuzda” dedi.
 
 Yararsız bir sürü uğraşı bir kenara bırakıp silkinmeliyiz…
 
 Yazar Alev öksüz, son olarak şunları söyledi: “şu bir gerçek ki; birçok bilim adamının kitaplardan örülü bir dünyaları var. ışte bu nedenle şunu bilmeliyiz; okuyan kişi olayların iç yüzünü öğrendiği için öncelikle kendine güvenini artırır. Bu da o kişinin düşünce kapasitesini geliştirip, geniş bir görüş açısı sağlayarak, olayları analiz etmesine yardımcı olur. Bu şu demektir; Biz evrende yaşıyorsak ve evren içindeki her şeyi keşfetmek bizim görevimizse… önce bilgilenmeliyiz her konuda, sonra sorgulamalıyız, yorumlamalıyız ve sonuca gidebilmeliyiz o yürüttüğümüz varsayımlar üzerinden keşfedeceğimiz her şeye… Sonuç olarak; bizler ne zaman birilerinin dedikodusunu yapmayı, başkalarının hayatlarıyla ilgilenmeyi, çok uyumayı, miskinliği ve yararsız bir sürü uğraşı bir kenara bırakıp silkinirsek, yararlıları seçersek, işte o zaman ülkemiz belki bu gerileme sürecini atlatacaktır… ışte o zaman sahip olduğumuz yüksek bilinci kullanıp, ülkemizi daha üst seviyelere taşıyabileceğiz” şeklinde konuştu.
 
Harbalioğlu: Kötü alışkanlık, suç ve şiddet kitap okuma alışkanlığı sayesinde yok olacak Yazar öksüz’ün ardından söz alan Edebiyat öğretmeni-Yazar Yahya Harbalioğlu kendini tanıttı. Kitabı hakkında konuştu. Kitabıyla hangi gayeyi güttüğünü anlattı. Bundan sonraki eserleri hakkında bilgi verdi. Kitabında neyi nasıl niçin anlattığı hakkında konuştu. Yazar Yahya Harbalioğlu son zamanlarda önlenmesi çok zor hale gelen kötü alışkanlık, suç ve şiddetin kitap okuma alışkanlığı sayesinde yok olacağını iddia etti. Bebeklik yaşında başlaması gereken kitap merakının ileriki yaşlarda her dönemde insana katkılar sağladığını belirterek anne babaları, öğretmenler ve gençlerin geleceğinden sorumlu herkesi kitap okumaya ve okutmaya davet etti. ılk sayfalarında terk edilmiş bir kitaba da geri dönüş biraz zordur Harbalioğlu ayrıca kitap okuma alışkanlığının yaygınlaştırılması üzerinde durdu. ıhmal edilen ya da hiç başlatılmamış böylesi hayati bir etkinliğin bir alışkanlık haline getirilmesinin yöntemleri hakkında bilgi verdi: “çok okumalıyım diyerek ilgisi ve gücü dışında kitap okumaya yüklenen kişi, uzun bir süre sonra, hele zor, ağır bir kitaba birden yüklenirse genellikle o kitap yarım kalır.

 

ılk sayfalarında terk edilmiş bir kitaba da geri dönüş biraz zordur…

 

Nasıl bir vücut alışmadığı bedensel hareketlere zorlanamazsa, okumaya alışamamış bir zihin, kitap konuşunda zorlanamaz. Bol bol egzersiz yani ilgi dahilinde kitap okuma denemeleri yapılmalı. Kolay okunabilen, hafif, öyküleyici anlatım tercih edilir, birkaç kitap, zevkle okunabilirse bunu sürekli hale getirmek mümkün olacaktır. Bu alışkanlık da küçümsenmemelidir. çünkü hangi yaşta, hangi coğrafyada ve hangi meslekte olursa olsun kişi okuma alışkanlığı kazanabilmişse bunun maddi, ailesel, toplumsal verimini mutlaka alır. Olayları daha çabuk ve doğru algılar. Düşünce ve duygularını daha iyi anlatabilme yeteneğine sahip olur” dedi.

 

 Işık, karanlıkta daha çok belli olur…

 

Yazar Yahya Harbalioğlu, “Gitgide zorlaşan yaşam koşullarında, her şeyin maddiyata dayandırıldığı dünyamızda edebiyat, her çağda olduğu gibi bu çağda da insanoğlunu acılara zorluklara savaşlara karşı bilinçlendirmeye ve insanı insana insanca anlatan ve onu aydınlatan bir sanat dalı olmaya devam edecek. Geleceğin kararıyor gibi olması da kimseye umutsuzluk vermesin. çünkü ışık, karanlıkta daha çok belli olur” şeklinde konuştu. Daha sonra söyleşiye katılan Yeşilpınarlı vatandaşlar konuya dair düşüncelerini dile getirip yazarlara sorular yönelttiler. Son olarak Yeşilpınar Belediye Başkanı Malik Kılıç, Gazeteci-yazar Alev öksüz’e ve Edebiyat öğretmeni-Yazar Yahya Harbalioğlu’na festivale katkı verdiklerinden dolayı teşekkür belgesi sundu.

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz