Son Dakika
17 Temmuz 2018 Salı

Ortadoğu’daki kan artık durmalı…

21 Temmuz 2014 Pazartesi, 09:25

KESK Dönem Sözcüsü ve SES Hatay Şube Başkanı Atıf Kılıç, Ortadoğu kan gölüne çevrildiğine dikkat çekerek. bütün dünyanın gözleri önünde, daha önce Halep’te, Maan’da ,Keseb de, Musul da olduğu gibi son olarak Rojava’da ve Filistin de büyük bir insanlık dramı yaşadığını söyledi.

Yer altı çarşı üstündeki eylemde basın açıklaması yapan KESK Dönem Sözcüsü ve SES Hatay Şube Başkanı Atıf Kılıç, Çeteler ve Siyonistler tarafından halklar katledildiğini, yok edilmeye çalışıldığını belirterek, “Yarım yüzyılı aşkın bir süredir Filistin halkının topraklarını işgal eden İsrail’in ‘koruyucu hat’ oluşturmak adı altında devam eden saldırılarında çoğu çocuk ve kadın olmak üzere üç yüze yakın, belki şu an itibarıyla daha fazla Filistinli yaşamını yitirmiş, yüzlerce insan yaralanmış, yüzlercesi tutuklanmış, Gazze harabeye ve günlük yaşam cehenneme çevrilmiştir. İsrail’in Filistin’e karşı son bir ay boyunca yoğunlaştırdığı saldırısı, insanlık tarihinin üzerine kara bir leke sürmeye devam ediyor” dedi.

SALDIRILARI KINIYOR VE LANETLİYORUZ

Filistin halkı kentleri boşaltmak zorunda bırakıldığını ifade eden Kılıç açıklamasını şöyle sürdürdü: “İşgalci bir yapı üzerinden, ucuz emek gücü ve sömürü düzeni oluşturulmuştur. On binlerce Filistinli kendi ülkesinde mülteci durumuna düşürülmüş, işgal ve yerleşimci politikaların açık ettiği ırkçı saldırı havadan, karadan ve denizden yapılan operasyonlarla binlerce insanın yaralanmasına ve yaşamına mal olmuş, bu günde olmaya devam etmektedir. Ama yarım yüzyılı aşkın bu saldırganlık ve cinayete karşı Filistin halkı direnişini büyütmektedir.

Bu insanlık trajedisi karşısında İsrail’e destek veren uluslararası güçlerin hala seyirci kalması, “kara harekâtı istemiyoruz” diyerek adeta hava harekâtının devamını onaylamaları katliamın suç ortakları olduklarını göstermektedir. Birleşmiş Milletler katliamlar karşısında suskun kalmakta, katliamcılara karşı herhangi bir yaptırım uygulama cesareti bile göstermemektedir.

Emperyalist güçlerin 2010 sonbaharında BOP kapsamında başlattıkları “yeni istikrar alanları, Arap Baharı” adı altında yeniden sömürgeleştirme hamleleri, Suriye, Irak ve en son Filistin’de yeni bir düzleme girmiştir. Bu bağlamda bir taşeron örgüt olarak kullandıkları örgütlerden IŞİD Irak’taki fiili bölünmüşlüğün daha da kurumsallaşması, de facto olarak çizilen sınırların daha da genişletilmesi için aktif rol oynamaktadır. Daha önce Emperyalistler, işbirlikçi yerel çeteler ile Halep’te, Maan’da ,Keseb de, Lazkiye de, Musul da olduğu gibi son olarak da IŞİD adındaki çetelerle Rojava’da katliamlarına hız vermiştir. Ortadoğu kan gölüne çevrilmiştir. Katar, S.Arabistan ve Türkiye gibi işbirlikçi ülkelerin IŞİD’ e açık desteklerine rağmen Rojava daki halkların direnişi devam etmektedir.

Ortadoğu’nun her yanında devam eden çatışma ve derin çelişkiler emperyalist politikalardan bağımsız değildir. İşgal ve böl-yönet politikalarıyla çatışma ve çelişkiler diri tutularak başta petrol olmak üzere bölgenin kaynakları talan edilmektedir. Son yıllarda artan şiddet ortamı emperyalistlerin bölgeyi yeniden dizayn etme ve bölgenin yıpranan gerici iktidarlarını ayakta tutma arayışlarının sonucu olarak gelişmektedir. Ve tam da bu noktada emperyalizm bu şiddet ve kaos ortamından beslenmektedir. Bölge halkları birbirlerini boğazlarken emperyalistler bölgedeki güçlerini tahkim etmekte, varlıklarını kalıcılaştırmaktadırlar.

Öte yandan başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, geçmişte Filistin halkının mücadelesini istismar ederek iç politika malzemesi yapanlar ‘denge politikası’ adına yaşanan katliamı görmezden gelmekte, Filistin halkı ile aramızdaki tarihsel ve kültürel bağları yok saymaktadır. AKP iktidarının yaşanan katliam

karşısında İsrail’i incitmeyecek ‘diplomatik’ açıklamalarla yetinmesi; IŞİD’in Irak’taki son saldırılarının da etkisiyle Musul ve Kerkük petrol boru hatlarından Türkiye üzerinden İsrail’e satılan petrollerden elde edilen ve Halk Bankası’na yatırılan dolar akışının devam etmesi için, Filistin halkının değil, silah anlaşmaları yaptığı, pilotlarını Türkiye’de eğittiği İsrail’in çıkarlarına uygun bir dış politika izlediğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermektedir. Gezi Direnişinde hayatını kaybeden gençleri terörist olarak suçlamaktan geri durmayan, 15 yaşında polis terörüne kurban verilen Berkin Elvan’ın annesini mitinglerinde yuhalatan Başbakanın eli kanlı IŞİD çetelerini ise “IŞİD unsurları” olarak tanımlaması IŞİD’e verilen desteği gösteren politikalardan sadece bir tanesidir.

Saldırıların püskürtülmesi ve barış ortamının sağlanmasında bölge halklarının bir arada yaşama kültürünü daha çok geliştirmesine, ortak bir direniş hattı kurmasına, demokrasi ve emek güçlerinin birlikte mücadelesine her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç var.

KESK olarak; İsrail’in Filistin halkına, IŞİD çetelerinin Ortadoğu’daki halklara yönelik olarak başlatmış olduğu saldırıları kınıyor, lanetliyoruz.

Yıllardır İsrail zulmüne karşı onurlu direnişini sürdüren, yaşadığı tüm acılara rağmen özgür ve bağımsız bir Filistin için direnen Filistinli kardeşlerimizin ve bir yandan IŞİD çetelerine karşı direnip, özgür bir yaşamın temellerini atmaya çalışan Rojava Halkının onurlu mücadelesini selamlıyoruz.

Ortadoğu da yaşanan katliamların derhal durdurulmasını ve bölge halklarının barış içinde bir arada yaşamasını istiyoruz”.

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz