|
||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||
|
Altın Tesbih 2 ![]() İmam da olduğu yerde durdu. Bedenini kendisine dönmüştü ama yine yüzüne bakmıyor, yere bakıyordu. Oysa güzelliğini yakından görmesini ne çok istiyordu. Bu arada Nurgül imamın yüzündeki dinlendirici parlaklığa hayran bir şekilde bakıyor, onun yüzündeki bu nura şaşırıyordu. “Buyurun, bir şey mi vardı?” “Evet, ben sizin için bir hediye aldım, kabul ederseniz çok sevinirim,” “İyi de hanımefendi, ben sizi tanımıyorum ki...” “Olsun, lütfen kabul edin.” İmam, hediyeyi almak için elini uzattı. Nurgül, kabul edeceğinden emindi ama neden hemen elini uzattığını anlayamadan çantasından hediyeyi hızla çıkarıp verdi. Belki acelesi olduğundan belki de böyle açık giyimli bir kızla fazla muhatap olmak istemeyişinden bir an önce alıp gitmek istemişti hediyesini. Zannettiği gibi paketi hemen açıp bakmamıştı da. Teşekkür edip yoluna devam etmişti. Nurgül son olarak imamın bu davranışını ezan vaktinin gelmiş olmasına yorumladı. Sonra sukut-u hayale uğramış yüzüyle evine doğru yürüdü. Şaşkındı. Neden istediği gibi bir tepki alamamıştı genç adamdan? Sanki adama her gün birileri hediye veriyormuş gibi doğal ve sakin davranmıştı. Yüzünde hafif bir tebessümden başka bir şey de görememişti üstelik. Ne garip insanlar vardı şu dünyada. Ertesi gün mutlaka teşekkür edecekti kendisine. Biliyordu. Adam içinde bu kadar pahalı bir hediye olduğunu nerden bilsindi ki hem? Hem de defalarca teşekkür edecekti. Bu nedenle Nurgül, öğle ezanına doğru yine sokağa çıktı. Kim bilir nasıl şaşırmıştı paketten altın bir tespih çıkınca. Belki teşekkürlerini bildirirken bunu bile anlatırdı. Uzaktan gelen imamı görünce gururla saçlarını düzeltti. Bu adama neden bu kadar ilgi duyduğuna kendisi de bir anlam veremiyordu aslında. Çevresinde kendisiyle ilgilenen o kadar çok erkek olmasına rağmen neden bu çekmişti ilgisini? Belki Nurgül için bu da geçici bir şeydi. Bundan önce de birkaç kez çok beğendiği kişileri birazcık tanıyınca arkadaşlığını bitirmeyi tercih etmişti. Yeni heyecan peşinde miydi yine bilmeden? İmam, iyice yaklaşıyordu. Nurgül önce onun selam vermesini ister gibi yüzüne bakıyordu. Ama imam yine onu görmeden geçip gitmişti. Yüzüne bile bakmamıştı, onu görmezlikten gelmişti adeta. İnanamıyordu. Nasıl olurdu böyle bir şey. Tanımadığı bir kız ona altın bir tespih vermiş, o doğru dürüst teşekkür bile etmemiş, üstelik de hemen ertesi gün gördüğü halde selam vermeden geçip gitmişti. Ne kadar nankördü şu insanlar. Olduğu yerde şaşkınlıkla kalakaldı. Önünden geçen iki başörtülü kadın, aralarında akşam camiye gideceklerini konuşuyorlardı. Nurgül, donduğu yerde onları dinledikten sonra bayanlarla konuşmaya karar verdi. Arkalarından hızlı adımlarla yetişerek akşam hangi camiye gideceklerini sordu: “İşte şu camiye kızım, sen de mi geleceksin?” “Bayanlar camiye gidebiliyor mu ?” “Bugün kandil, herkes gidebilir. İmam efendi güzel Kur’an okur, hiç dinlemedin herhalde. Gel dinle bir kez istersen...” Nurgül, olur anlamında başını sallayarak evine doğru ağır adımlarla yürümeye başladı. Evet, neden olmasın, diye düşündü. Gidip camide görmeliyim onu. Belki bu kez benimle konuşur. Demek ki biraz önce çok dalgındı, beni farkedemedi... Belki de boyunu aşan dertleri vardır, bilemeyiz ki diye düşünerek adımlarını bilinçsizce atarak yürümeye devam etti. Akşam bu kez çok geç geldi. Yatsı ezanı Nurgül için hiç bu kadar önemli olmamıştı bugüne dek. Hizmetçilerinden aldığı başörtüsünü çantasına koyarak hızlı adımlarla camiye gitti. İlk kez bir camiye giriyordu. Kendisi gibi gelen bayanları takip ederek üst kata çıktı. Balkonun ön saflarına oturdu. İyi ki de erken gelmişti. Yoksa onu namaz kılarken ve Kur’an okurken seyredemeyecekti. Herkes huşu içinde namaz kılıyordu. Kandil oluşundan olsa gerek epeyce kalabalık olan cami yarım saat içinde adım atılamayacak kadar dolmuştu. Yatsı namazlarını camide kılmayı tercih eden kadınlar bile tespihlerini çekmeye başlamışlardı. Nurgül sadece alt katta olanları izliyor, arada yanlarında oturup dua eden kadınları süzüp yeniden hayran olduğu imam efendiye bakıyordu. İmam, namazını bitirdi. Selam verdi. Herkes onunla birlikte bitirmişti. Sonra dua okumaya başladı yüksek sesle. İşte bu ses Nurgül’ü yeniden büyüledi. Ne kadar güzel okuyordu. Kadınların tavsiye ettiği kadar vardı gerçekten. Dua bitince elini cübbesinin cebine attı. Tespihini çıkardı. Şimdi herkes tespih çekiyordu. İmamın elindeki tespihi görebilmek için başını biraz eğdi Nurgül. Evet, hediye ettiği tespihti bu. Demek ki kullanmaya başlamıştı. Tesbihle işi bitince sağ tarafına bıraktı tespihi. Nurgül endişelenmişti. Böyle bir tespihi nasıl olur da ortalık bir yere bırakırdı bu adam? Ya çalınsa, ya kaybolsa idi? Sessizce yapılan bir duanın ardından eller yüze sürüldü. Nurgül gözünü tespihten ayıramıyordu. Adeta bir şey olacağından korkar gibiydi. İmam yeniden elini tespihe uzatıp aldı, cebine koydu. Sonra Cemaate yüzünü dönüp besmele çekti. Kur’an okumaya başlamıştı. Herkes pür dikkat onu dinliyordu. İmam başını birazcık halıdan kaldırsa, yukarı kat kalabalık mı diye bile baksa Nurgül’ü kesin görürdü. Belki de bu kez onun ilgisini çekebilirdi. Ama aksine gözlerini kapatmış, adeta kendinden geçmiş gibi Kur’an okuyordu. Nurgül yandaki kadınlara baktı, hiç kimse konuşmuyor, bağdaş kurmuş, boyunlarını yana eğmiş, gözlerini dizlerine dikmiş bir halde dikkatle hocayı dinliyorlardı. Arkasına çevirdi başını. Bütün cemaat aynıydı. Herkesin maksadı aynıydı da bir Nurgül’ün ki farklıydı elbette. İçinde böylesine fırtınalar koparken, bu sessizliğe dayanamadı Nurgül. Yanındaki kıza eğilerek fısıltıyla konuştu: “Gerçekten çok güzel okuyor değil mi?” “Evet... Çok güzel okuyor...” “Bütün imamlar böyle güzel okur mu?” “Hemen hemen... Ama en güzel bizim imam okur, Rabbim, gözlerini almış ama yerine böyle güzel bir ses, böyle iyi bir ahlak vermiş…” Nurgül yutkundu. Hiçbir şey söyleyemedi. Yıkıldığını belli etmemeye çalıştı. Başını yeniden hayranı olduğu genç imama çevirdi. Dinlemeye devam etti sadece. Evet, birdenbire her şey değişmişti. Artık O’nun dikkatini hiçbir zaman çekemeyeceğinin bilincindeydi. Bundan böyle her kandilde bu camiye onu dinlemeye gelecekti ama amacı farklı olacaktı. Sessizce boynunu bükerek cemaatle birlikte onu dinlemeye koyuldu. Fatma Çetin Kabadayı 2009-03-16 18:54:24 |
||||||||||||||||||||||||||
|
Ara ki Bulasın ! - 2010-02-15 22:02:57 Acemi Dedektif 1 - 2009-12-28 14:03:29 Ankara Gar' ında Bir Kadın... - 2009-12-15 19:44:38 Susamlı Çörek - 2009-12-07 15:36:50 En Büyük Fenerbahçe - 2009-12-07 15:34:31 Beni Görgüsüz! - 2009-07-20 21:19:26 Sizi gidi yalancılar... - 2009-07-10 00:12:21 Benimle Güzel Konuş! - 2009-06-12 21:27:50 Çocukla Çocuk Olmak... - 2009-05-28 21:45:54 Ne Kadar Naziksiniz! - 2009-04-30 22:50:14 Elleme Kardeşim... - 2009-04-14 14:56:31 Nerdesin Sedat? - 2009-03-27 14:53:55 Altın Tesbih 2 - 2009-03-16 18:54:24 Altın Tesbih 1 - 2009-03-07 21:40:05 |
||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||