Kuseyri; tarımı masaya yatırdı…

17 Haziran 2010 Perşembe, 15:47
Kuseyri; tarımı masaya yatırdı…

TOBB Yönetim Kurulu üyesi  Antakya Ticaret Borsası Başkanı M. Ali Kuseyri, yaptığı değerlendirmeyle Hatay tarımını masaya yatırdı.“Türkiye`nin en verimli arazilerinin bulunduğu Hatay`da Amik Ovası`nda çiftçiler yazın kuraklık, kışın sellerle boğuşmaktadır. Ekili arazilerini yeteri kadar sulayamayan çiftçilerimizin ovada yaşanan sıkıntıların altında Suriye`nin Asi Nehri`nde uyguladığı su politikası ve Amik Gölü`nün kurutulması da yatmaktadır.” diyen  TOBB Yönetim Kurulu üyesi  Antakya Ticaret Borsası Başkanı M. Ali Kuseyri,  “Hatay`dan Akdeniz`e dökülen Asi Nehri` ni topraklarında barındıran Suriye, nehrin sularını yazın keserek Amik Ovası` nda kuraklığa neden olmakta; Kışın ise suları bırakarak sel oluşturmaktadır.

Ovada bulunan Amik Gölü` nün kurutulması da bölgenin ekolojik dengesini büyük ölçüde bozmuştur. 75 bin metrekarelik gölün suyu, 1968`de açılan 4 drenaj kanalı ile Asi Nehri`ne boşaltılmıştır. 6 yıl süren ıslah çalışmaları sonucu göl kurutularak tarıma açılmıştır. Ancak bölge, deniz seviyesinden 6 metre düşük olması ve drenaj kanallarının zamanla tıkanması nedeniyle en küçük bir yağmurda dolmaya başlamıştır. Kış aylarında taşkınlardan kendini kurtaran vatandaşlar, yazın su bulabilmek için ovada kuyu açmaya başlamıştır. 10 yıl önce 30-40 metre derinlikten su çıkarken, şimdi 400-450 metrede ancak su çıkmaktadır. Dolayısıyla bölgede en çok ekilen buğday ve pamuk çok ağır bir şekilde etkilenmektedir.” şeklinde konuştu.

Kuseyri, Amik Ovası’nın sorunu sulamadır…

“Amik Ovasında yer altı suyu seviyesi her yıl 5-6 metre azalmaktadır. Amik gölünün kurutulması, küresel iklim değişiklikleri ve bilinçsiz sulama nedeni ile ovada çok ciddi su sıkıntısı yaşanmaktadır. Birçok çiftçimiz ikinci ürün üretememektedir. Ovanın her yerinde bulunan elektrik direkleri buralara sulama kuyuları için dikilmiştir. Ancak, su artık çok derinlerdedir ve çiftçiler elektrik paralarını ödemekte zorlanır hale gelmiştir. Bu nedenlerle suyu daha etkin kullanmak kaçınılmaz olmuştur.

Yer altı suyumuzun kullanılamayacak seviyelere düşmesiyle, ova tarımına bütün sonuçlarıyla getireceği yakın felaketin yanı sıra, doğal felaketleri de  tetikleyecek  telafisi  bir  daha  mümkün  olmayan durumlara  yol  açacağı  çeşitli  resmi  belgelerde  önemle  işaret  edilmektedir. Hem ekolojik dengenin korunması, hem de insan topluluklarının sürdürülebilir gelişiminin sağlanması için su ve toprak kaynaklarının bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçları karşılayabilecek en akılcı şekilde kullanılması gerekmektedir.” değerlendirmesini yapan Başkan Kuseyri; açıklamalarını söyle sürdürdü:

“Küresel ısınmaya karşı çeşitli alternatif çalışmalar yapılması gerekmekte olduğunu, küresel ısınmanın etkileyeceği yerlerin başında Amik Ovası’ nın olduğunu belirtmek isterim  Amik Ovamızın kurak ve çıplak olması bu sorunları tetiklemektedir. Toprak yüzeyinin yeşillendirilmesi, toprağın nem kaybının engellenmesi gerekmektedir. Bunun için en büyük tedbir ağaçlandırılmadır Ağaçlandırma, kirliliğe, zararlı gazların tutulmasına ve bunaltıcı sıcaklara karşı kullanabileceğimiz en etkili ve hiçbir yan koruma bulunmayan doğal bir silahtır. Doğada su döngüsünün sağlanabilmesi için, orman alanlarımızın koruma altına alınması, niteliğini kaybetmekte olan alanların yeniden ağaçlandırılması ve yeni ağaçlandırılma alanlarının oluşturulması gerekmektedir. Doğal ekosistemin korunabilmesi ve bozulan dengelerin yeniden sağlanması, yağışların sellere değil düzenli bir su döngüsüne kazandırılmasına bağlıdır. Tarımda gelişmenin ön koşulu sudur. SU DEMOKRASı GıBıDıR, ELDEN GıTMEYıNCE KIYMETıNı BıLıNMEZ. Gerekli önlemler alınmadığı taktirde pamuk ve tahıl ambarı olan Amik Ovamız su yüzünden kaderine terkedilmiş bir ova olacaktır. “

Hatay olması gereken yerde değil!

Hatay’ ın gerçekte olması gereken yerde olmadığının altını çizen Kuseyri;  “Hatay doğasıyla, verimli topraklarıyla, tarihi kültürel geçmişiyle önemli bir yerleşim yeridir. Hatay’ ın iklimi her türlü tarımsal üretim için çok olumlu koşulları içermektedir. Hatay ilimiz gerek verimli toprakları gerekse ürün yelpazesinin genişliğiyle ülkemiz tarımında önemli bir yere sahiptir. Nüfusunun büyük bir bölümünün geçimini tarımdan sağladığı ve tarımsal ürünlerin önemli bir ihracat kalemi olduğu düşünüldüğünde, sektörde yaşanan daralmanın bölge ekonomisini de yakından ilgilendirdiği görülmektedir. Hatay ılinin bir sınır ili olması dolayısıyla sınır ticaretinin gelişmesinin sebze, meyve başta olmak üzere her türlü seracılık faaliyetlerinden üretilecek ürünlerin pazarlanması kaldırılan vize uygulamasıyla daha da artmıştır.

Bu uygulama sayesinde sınır ticaretinde, işalat ve ihracatta patlama yaşanmaktadır. Hataylı ve Suriyeli yatırımcıların vize engelinin kaldırılması ile ticari girişimleri hız kazanmaya devam etmektedir. 2008 yılı verilerine göre Hatay’ın Suriye ile ihracatı %39,5 artarak 1 milyar 113 milyon dolara çıkmıştır. 2009 yılının 7 aylık döneminde ise yine aynı ülkeye 733 milyon dolarlık ihracat, 170 milyon dolarlık ise işalat gerçekleştirilmiştir. Bu rakamın; vizenin karşılıklı kaldırılması ile rakamda büyük bir sıçrama olmasını temenni etmekteyiz.” dedi.

Suriye ile doğrudan ticaretin, Hatay’ ın Reyhanlı ve Yayladağı ilçelerinde bulunan sınır kapıları üzerinden yürütüldüğü ve Suriye, Suudi Arabistan, ısrail, Lübnan, Sudan, ürdün, Irak, ıran, Yemen, Kuveyt ile Katar gibi birçok ülkeye demir çeliğin yanı sıra narenciye, turunçgil ve sebze ihracatı yapıldığına işaret eden TOBB Yönetim Kurulu üyesi  Antakya Ticaret Borsası Başkanım M. Ali Kuseyri, “1 milyon dönüm alana buğday ekilen Amik ovasında, çiftçi yapması gereken hasadın daha yarısını bile yapamamıştır. Amik Ovası’nda septoria ile pas hastalığından dolayı kötü günler geçiren çiftçilerimiz bu sezon yüzde 50-60 kadar verim kaybı yaşanmaktadırlar. Dolayısıyla ciddi anlamda ekonomik bir kayıp karşı karşıya kalmışlardır. GEçEN YIL AMıK OVASI’NDA BıR MıLYON DöNüM ARAZıDEN 600 BıN TON üRüN ELDE EDıLıRKEN, BU YIL REKOLTENıN 300 BıN TON CıVARINA GERıLEMESı, GıRDı MALıYETLERıNıN YüKSEKLığı VE üRüNüN PARA ETMEMESı çıFTçıLERıMıZı CıDDı EKONOMıK SIKINTIYA SOKMAKTADIR.

Hatay`da 2009 yılında kütlü pamuk ekilip hasat edilen rakam 241.000 dekar alan olup, hasat sonrası kütlü pamuk rekoltesi de 128.000 ton olmuştur. Bereketli ve verimli topraklarıyla bir dönem ”beyaz altın” pamuk yetiştiriciliğiyle anılan Amik Ovası`nda girdi maliyetlerini artması, gübre fiyatlarının yüzde 300 artması, Mazota da yüzde 100`ü geçen zamlara karşın pamuk üreticisi yıllardır emeğinin karşılığını alamamaktadır. Amik Ovasında yaklaşık 270 bin hektarlık alan tarım için kullanılmaktadır. 125 bin hektar alanda Hatay için önemli olan Reyhanlı Barajı ile Amik Ovası`nda 60 bin hektar alanın sulamasının, 20 bin hektar arazinin de taşkından korunması sağlanacaktır. Sulanabilen tarım arazisi Amik ovamızda yeni barajla birlikte % 90’lara çıkacaktır. Böylelikle çiftçimiz gün gözü görecektir.” açıklamasında bulundu.Kuseyri; Hatay gündemine damga vuran çarpıcı açıklamalarını söyle sürdürdü; “ılimiz zeytin üretimi bakımından Akdeniz Bölgesinde birinci sıradadır. Türkiye zeytin üretiminin %’9 u Hatay ilinden karşılanmaktadır. Hatay’ın 14 milyon zeytin ağacı ile zeytin ve zeytinyağı üretiminde Türkiye’nin 4. ili konumundadır.

Hatay’da da Türkiye’deki zeytin üretiminin yüzde 10’u üretilmektedir. Zeytin ağaçlarımızın çok genç olması avantajıyla bu rakam önümüzdeki yıllarda daha da artacaktır. Zeytinyağı üretiminde ise %25 oranında bir artış sağlanmıştır. Hatay zeytinyağı; aroması asit oranın düşüklüğü ve tadıyla yurt içinin yanı sıra Arap ülkeleri başta olmak üzere ABD, Rusya, ıran,Kanada,çin, Romanya, Küveyt gibi ülkelere ihraç edilir hale geldi.

Geçen yıl 193 bin 500 ton zeytin üretiminden 40 bin ton zeytinyağı üretilmiştir. Kentimizdeki Halhalı, Savrani, Sarı Haşabi, Sarı Ulak, Karamani, Gemlik gibi çeşitleriyle rekoltede ızmir, Balıkesir ve Aydın gibi önemli üretici kentlerle rekabet edebilecek düzeye gelmiştir.Antakya’da zengin zeytin ve defne ağaçlarının varlığı, mahsullerinin sabun yapılması geleneğini doğurmuştur. Sabun üretimiyle, kentimiz sabun endüstrisiyle önemli bir yere sahip olup yurt içi ve yurt dışı ticarette önemli bir yer tutmaktadır.”

TOBB Yönetim Kurulu üyesi  Antakya Ticaret Borsası Başkanı M. Ali Kuseyri, yaptığı değerlendirmeyle son olarak aynen söyle konuştu;”Hatay için önemli olan Reyhanlı Barajı ile Amik Ovası`nda 60 bin hektar alanın sulamasının, 20 bin hektar arazinin de taşkından korunması sağlanacaktır. Sulanabilen tarım arazisi Amik ovamızda yeni barajla birlikte % 90’lara çıkacaktır.Barajın yapımıyla bölgemiz ekonomik ve sosyal yönden kalkınarak büyümeye ve üretmeye çitçimiz yeniden gülmeye başlayacaktır. Barajın yapımının en geç 3 sene içerisinde bitmesini ümit ve temenni ederek biteceğine inanıyorum.

Bin 412 hektar Tarım ışletmeleri Genel Müdürlüğü (TıGEM) arazisinin takası sonucu kamulaştırma maliyetleri düşürülmüş ve barajın temel atma durumuna gelmesi sağlanmıştır. Barajın hayata geçmesiyle on misli pahalıya mal olan kuyu ile sulamada elektrikten ücret alma adaletsizliğine son verilmesine, bu suretle çiftçimiz Devlet Sulama tesislerinden istifade eden vatandaşlara eşit koşullara kavuşturulmasa da aralarındaki fark biraz daha adil bir seviyeye indirilmiş olacağını umut ediyoruz. Uzun uğraşlar sonucunda Amik Ovası için hayati önem taşıyan barajımıza nihayet kavuşacağız. Barajda 460 milyon metreküp su tutulacak, Baraj sayesinde 11 bin kişiye ilave istihdam sağlanacak ve yılda 134 milyon 250 bin TL net gelir artışı elde edilecektir.

Bu projeden, Kumlu ve Reyhanlı ilçe merkezleri ile beraber 49 köy yararlanacaktır.Hatay’ımızın önü her alanda açıktır. Reyhanlı Barajımız Hatay’ımıza ve tüm çiftçilerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. BARAJIN HAYATA GEçıRıLMESıNDE BAşTA ADALET BAKANIMIZ SAYIN SADULLAH ERGıN’E, HATAY VALıSı SAYIN CELALETTıN LEKESıZ VE BARAJ YAPIM AşAMASINDA EMEğı GEçEN VE KATKI SAğLAYAN HERKESE çOK TEşEKKüR EDıYORUM. ınşallah ülke olarak Millet olarak Hatay olarak gözümüzü ileri hedeflerden asla çevirmeden ilerleyip çok güzel günlere adım adım ulaşacağımızı ümit ediyorum. Gelecek hepimiz için, bölgemiz ve Hatay’ımız için de daha parlak olacaktır. BıZE VAGON OLMAK YAKIşMAZ. LOKOMOTıF OLMALIYIZ. ıLıMıZıN VE ıLçEMıZıN LOKOMOTıFı OLMALIYIZ. “

Kuseyri “Türkiye’de önemli ekonomik hamleler gerçekleştiren Hatay’ın son dönem verileri ile, ‘yatırımlarda atılım yılını’ yaşadığını söyleyebiliriz.” Diyerek sözlerini şöyle sürdürdü;
“Hatay her yönüyle, ‘örnek şehir’ modelini uygulayabilen ve krize karşı elinde imkanları olan bir şehir. Elbette genel sorunları kabuğunda taşıyor. Zor bir dönem geçiren esnafın durumunu düşünerek ve büyümeyi olabildiğince kurtarmak adına yapılan çalışmalar takdire şayandır ama bu atılan adımlar artırılmalıdır. Bu bağlamda mali disiplin açısından eli bir hayli sağlam olan kamu sektörü dışsallık, hızlandırıcı ve çarpan etkisi oluşturacak tarzda iç piyasayı canlandırıcı yönde devreye girebilir.

Gelir kayıplarını engellemek için, istihdamın korunması ilk şarttır. ıstihdamın adresi ise KOBı’lerdir. Biz ne kadar çok kendimize, ülkemize, insanımıza güvenebilirsek, bu dönemi o kadar çabuk atlatma şansını yakalarız. Hükümetin 2009’u “yatırımlarda atılım yılı” olarak ilan ederek, verimliliğe yönelik şok tedbir ve uygulamaları hedeflemesi oldukça etkin olabilir.
ıçinde bulunulan dönemde yaşanmakta olan belirsizlik, güvensizlik, talep yetersizliği ve kredi kanallarının daralmasıyla derinleşen finansman sıkıntısı gibi nedenlerle özel sektör büyük oranda devre dışı kalmıştır. Bu kısır döngüden çıkmak için özel sektörün kaygılarının elden geldiğince bertaraf edilmesi gerektiğini düşünüyorum. “Bunun için acil tedbir alınarak; iç piyasada ki alım gücünü harekete geçirecek, piyasayı canlandıracak bir ivmenin verilmesi gerekmektedir.
Kayıtdışı ekonomi, yolsuzluk, haksız rekabet, itibara önem verilmemesi, saygı ve güvenin azalması, çek v e senedin dahi değer taşımaması, bireysel menfaatin bu kadar öne çıkması, sosyal dayanışmanın-yardımlaşma ve işbirliğinin gelişmemsi gibi konularda iyileşme için artık daha fazla zaman kaybedemeyiz.

Türkiye ekonomisi zor bir sınavdan geçip bunun altında da ekonomimiz sürekli dışa açık üreten bir ekonomi haline dönüşmesi gerçeği yatmaktadır. Uygulanan yüksek faiz düşük kur politikası üretim ekonomisine, tarım sektörüne büyük darbeler vururken patlayan işalat sonucu ana malı üretimi gerilemekte işal ara malları çoğalmaktadır. Bu yüzden de çiftçi ve esnaf kesimiz zor durumda kalmaktadır.

Bu anlayışla, ben tüm Doğu Akdeniz Bölgesini temsilen TOBB Yönetim Kurulu üyesi Antakya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı olarak tüm sorunların çözümü için elimden ne geliyorsa yapmaya devam edeceğim. Yönetim Kurulu Toplantılarında ilimiz için, Bölgemiz için ne yapılması gerekiyorsa, sorunlarının çözümünde elimden gelen gayreti esirgemeyerek çalışmaya devam edeceğim. Unutmayalım ki, yüzümüzün ve gözlerimizin rengi ne olursa olsun, gözyaşlarımızın rengi aynıdır. Bu memleketin hasreti kardeşliktir, çözümü kardeşliktir, geleceği kardeşliktir.

“Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe” yaşayabileceğimizi, herkese göstermeye devam edeceğim. ışte bu anlayışla, ülkemizde huzursuzluk, mutsuzluk ve umutsuzluk olmayacaktır.Biz şahsım ve Antakya Ticaret Borsası olarak bu ülkeye ve ilimize hizmet için varız. Biz,  Antakya sevdalısıyız. Allah, bize ilimize ve size, daha büyük hayaller kurma ve bunu gerçekleştirme gücü versin. Yolumuz açık olsun. şansımız bol olsun. Allah hepimizin yardımcısı olsun.”                                                                                     

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz