Duayen Gazeteci Solak’tan yılın röportajı…

30 Nisan 2014 Çarşamba, 20:16
mehmet-ali -solak-asya-gazetesi-com

 

Hatay’ın duayen gazetecilerinden Mehmet Ali Solak geçtiğimiz günlerde Kesab’tan muhaliflerce sürülen ve Türkiye’de Vakıflı Köyü’nde yaşamak zorunda kalan savaş mağduru Ermeni Suriyelilerle müthiş bir röportaja imza attı. Asya Gazetesi sahibi Tamer Kerimoğlu’nunda eşlik ettiği röportajda savaş mağduru Ermeni Suriyeliler çarpıcı açıklamalarda bulundular. Güney Rüzgarı Dergisi sahibi Hatay’ın başarılı duayen gazetecilerinden Mehmet Ali Solak sordu, savaş mağduru Suriyeli Ermeniler cevapladı.

KOMŞU SURİYE’DE BOĞAZLANAN ‘MAĞDUR’ ALEVİLERE, YERİNDEN YURDUNDAN EDİLEN ERMENİLER DE EKLENDİ…

55 yaşındaki Zovinar Sağdıcı: “Saçları uzun, göbeklerine kadar sakallı, entarili, Libyalı mı, Çeçen mi, Afganistanlı mı, ne oldukları belli olmayan eli silahlı guruplar kapımıza dayandı. Kapımızı kırıp, dolaplarımızı karıştırdılar. Suriyeli askerleri nerede sakladığımızı sorup durdular. Onlar eve girdiklerinde yurtdışındaki oğlumla telefonla görüşüyordum. ‘Bize bir şey olursa, şaşırmayın’ derken, elimden telefonu kaptılar. ‘Biz Ermeniyiz’ dedik. Söylediklerimize inanmayıp, apar topar koyun sürüsü gibi bizi arabanın arkasına bindirdiler. Üstümüzü bir battaniye ile örttüler.” diyerek yaşadıklarını anlattı.

 

Konuşmama konusunda tembihlendikleri için temkinli davranan konuşmak bir kenara isimlerini bile vermekten kaçınan bazı savaş mağduru Ermeni Suriyelilere rağmen acılarını ve yaşadıkları kâbusu haykıran Zovinar Sağdıcı, Anahit Ahanoryan ve Corc Musa Kortmosyan ile gerçekleştirilen röportajın ayrıntılarını Güney Rüzgârı Dergisi ve 96.2 Asya Radyo’da Mayıs ayı içerisinde eş zamanlı olarak takip edebilirsiniz.

İşte o müthiş röportajdan satır başları…

ARAMIZDA BİR ALEVİ VARDI.

Beşşar Esad yönetiminin Suriyedeki Ermenilere dolayısıyla kendilerine yönelik tutumuna yönelik sorumuza ise, “Bizim siyasetle işimiz yok. Biz kendi halinde insanlarız. Bugüne kadar hiç bir sıkıntı yaşamadık. Beşşar; bize sürekli sahip çıktı. Hiçbir sorunumuz yoktu” derken, Kesab’tan Türkiye’ye getirilen 23 kişi arasında bir Suriyeli Alevi’nin olduğunu da söyleyen Ahanoryan, “Aramızda bir Alevi vardı.

O, bizi tutan sakallılar gibi abdest alıp, namaz kılınca, ona çok iyi baktılar. Biz, Yayladağı sınır kapısından Vakıflı’ya getirildik. Ona ne oldu bilmiyoruz.” dedi. Konuyu intikal ettirdiğimiz Hatay Valisi M. Celalettin Lekesiz kendilerine böyle bir şahsın bildirilmediğini söyledi.

NEYSE Kİ ALEVİ DEĞİLSİNİZ.

Boyuna, ‘Neyse ki Alevi değilsiniz. Alevi olsaydınız, boğazlayacaktık’ diyorlardı. 15 gün boyunca 15-16 kişi tek gözlü bir odada koyunlar gibi kaldık. Erkekler bir tarafta, kadınlar bir tarafta. Sabah bir saat, öğleden sonra bir saat bizi dışarı çıkarıyorlardı. O 15 günde öldük öldük dirildik. 15 gün sonra Kesab’tan Türkiye’ye doğru geçerken, gözlerimize inanamadık. Süpermarketler, oteller, kiliseler, her taraf talan edilmişti.

Bizi kiliseye geçirdiler. Kilise darmadağınıktı. Gözüm Hz. Meryem’in yere düşen fotoğrafına takılınca, ‘Biz yapmadık, bunu Suriyeli askerler yaptı’ diyerek, ayağının ucuyla fotoğrafı benden uzaklaştırdı. Korkumuzdan hiçbir şey söyleyemedik. Ne anlatayım ki, konuşmayı unuttuk, yemek yemeyi unuttuk, radyo dinlemeyi unuttuk, televizyon seyretmeyi unuttuk. Bildiklerimizi unutturdular bizlere.”

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz