Antakya Belgesel Oluyor

13 Eylül 2011 Salı, 09:52
Antakya Belgesel Oluyor

Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan, farklı din, dil ve ırktan kişilerin yıllardır bir arada barış, kardeşlik ve dostluk içinde yaşadığı, ”ezan, çan, hazan” üçlemesiyle anılan Hatay’ın ”kültür mozaiği” Samandağ ilçesinde yapılan çekimlerle belgesel film haline getiriliyor. 
 
 
Farklı dini inançlara sahip, farklı ırklardan gelen kişilerin kapı komşusu olduğu Antakya’da barış, kardeşlik ve dostluk içerisinde yaşayan halkın iyi ve kötü gündeki birliktelikleri ”Süveydiye’nin çiçekleri” adıyla filmleştiriliyor. 
 
 
Filmin yönetmeni Zafer özgentürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Samandağ’da çekimlerine başladıkları ”Süveydiye’nin çiçekleri”nin bölgede hayatlarını sürdüren Türk, Arap ve Ermeni vatandaşların kardeşçe yaşamasını irdeleyen, dostluklarını işleyen bir film olacağını belirtti. 
özgentürk, belgesel filmin, içinde bulunulan coğrafyada çeşitli milliyet ve inanışlara sahip insanların inanç ve kültürlerini dostluk temelinde ortak biçimde ele aldığını bildirdi. 
Belgeselde halk kültüründeki etnosantrik öğelere karşı mücadele ettiklerini ifade eden özgentürk, şunları kaydetti: 
 
 
”Etnosantrik kişi, başka gruptan olanları kendi grubunun kültürel kabullerinden ve değerlerinden hareketle, dolayısıyla tarafgir bir şekilde yargılar. Etnosantrizm diğer kültürleri doğru olarak anlamayı ve hatta evrensel teoriler üretmeyi engelleyen bir kişilik biçimi olarak kendini gösterir. Kültürel bir karmaşanın, toplumsal güvensizliğin harlandırıldığı dünyamızda etnosantrizm halkları birbirinden uzaklaştırmanın aracıdır. Belgeselimiz bölgedeki halkın inanç ve kültürlerini dostluk temelinde ele alacak. 
 
 
Hatay, kültürler, ırklar, dinler arasındaki mozaiğin anlatılabilmesi için bizce en uygun mekan. Aynı sokakta birbirine çok yakın cami, kilise, havrayı bulmak mümkün. Burada kimse dini veya mezhebi, ırkı nedeniyle hor görülmemiş, hep hoşgörüyle yaklaşılmış. Bu nedenle Hatay genelindeki bu zengin medeniyetlerin buluşmasını beyaz perdeye yansıtmayı istedik.” 
 
 
özgentürk, bu coğrafyadaki Türk, Arap ve Ermeni milliyetleri ile ilk etapta sınırlı tutacakları belgeselin süresini 60-90 dakika olarak planladıklarını belirtti. 
 
 
Kimsenin milliyetinden dilinden ve dininden dolayı aşağılanmadığı bir dünya özlemiyle hareket ettiklerini kaydeden özgentürk, ”çekimleri Samandağ ilçesinde sürdürülen belgeselimizin kardeşleşmeyi ve dayanışma duygusunu geliştirmesi hedeflerimiz arasında. Farklı milliyet ve dine mensup insanların birbiriyle olan iletişimlerini, üretim ilişkilerini, kültürel alışverişini, halklar arası dayanışmasını incelemeye çalışıyoruz” diye konuştu.
 
 
Filmin ismini Samandağ’ın eski adı olan ”Süveydiye”den aldığını belirten özgentürk, ekim ayında yapımı tamamlanması beklenen filmin çeşitli festivallerde seyirciyle buluşacağını söyledi. 
 
 
Halk kültüründeki olumlu ve olumsuz özellikleri incelediklerini belirten özgentürk, ”Belgesel çalışmalarından farklı bir yol izledik. Etnosantrizm kapsamında kendi görüşümüzü içeren bir makale hazırladık. Bu makaleyle insanlara gidip anlattık. Aslında onlar da günlük hayatta istemeden etnosantrizmi kullandıklarını gördü. 
 
örneğin 76 yaşındaki Arap olan bir amcamız, metni okuduktan sonra bir hikâyesini anlattı. Geçmiş yıllarda 2 çocuğunu sünnet ettirirken çocukları birden ağlamaya başlayınca ‘çingene gibi bağırıp çağırmayın, susun biraz’ diye kızıyor. Kafasını kaldırıp baktığında sünnetçinin çingene olduğunu fark ediyor. Bu duruma sinirlenen sünnetçiyi pansumana gelmesi için bir hafta ikna etmeye çalışıyor. ‘Yaşadığımızdan ders çıkardım, üzgünüm’ diyerek sünnetçiden özür diliyor” diye konuştu. 
 
 
özgentürk, ”Sessiz Akarken Nehirler” adlı bir projeleri daha bulunduğunu, 10 kısa öyküden oluşan projeyi sağır-dilsiz gençlerle gerçekleştirdiklerini ifade etti. 
 
     
ETNOSANTRıZM
 
 
     
Türk Dil Kurumu kaynaklarına göre ”halkbencilik” olarak tanımlanan etnosantrizm, ”Kimi halkların kendilerini ‘insan’ başka halkları da ‘barbar’ olarak nitelemeleri, değişik kültürlere bağlı toplumların kendi kültürlerinden olmayanlara karşı takındıkları üstünlük tavrı” olarak tanımlanıyor. 
 
 
Yunanca ”halk” anlamına gelen ”eşnos” ve merkez anlamına gelen ”centre” kelimelerinden türeyen etnosantrizmin ”bir aşirete, kabileye, boya ve benzeri etnik gruba bağlılık ile tarif edilen, bir kimsenin kendi kültürünü temel olarak alması ve diğer kültürleri kendi kültürü açısından değerlendirmesi ile tarif edilen ilkel duygu” olduğu belirtiliyor. 

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz