ADD’den de Anma Mesajı Yayımlandı…

09 Kasım 2013 Cumartesi, 12:21
ADD’den de Anma Mesajı Yayımlandı…

Hatay Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Yrd. Doç. Dr. Kezban Kuran yaptığı açıklamasında; Atatürk’ün evrenselliğini incelerken onun düşüncelerinin insanlık üzerindeki etkisini ve kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin önemini iyice analiz etmek gerekir. çünkü Atatürk, gerek düşünceleriyle gerekse bu düşünceye dayanan eseriyle 20. yüzyılın en önemli insanlarından biridir. Modern Türkiye’nin doğuşu, büyük bir devrimin eseridir Atatürk, eserleriyle, fikirleriyle, kişiliğiyle Türk toplumu için yeni bir insan tipidir.

 

Onu hala erişilmez bir insan yapan kişiliğini daha gençliğinden beri görüyoruz. Suriye’de bulunduğu 1908 yılında arkadaşı Müfid’e “Bugünün adamı mı olmak, yoksa yarının adamı mı olmak istiyorsun” diye soran Atatürk, bugün hala yarının adamıdır. Yalnız Türkiye için değil, bütün mazlum uluslar ve insanlık için yarının adamıdır. Onu yarının adamı yapan özellik, yüksek insanlık niteliklerine sahip erdemli ve güvenilir bir kişiliğe sahip oluşudur. Bundan dolayıdır ki Atatürk , UNESCO tarafından 1963 ve 1981 yılında insanlığa örnek gösterilerek anılmıştır. 1981 yılında ıstanbul’da yapılan uluslararası Atatürk sempozyumunda daha sonra o günün Nato Güney Kanadı Komutanı olan Amiral William Crowe, “Doğumunun 100.yıldönümünde bütün dünya Atatürk’ü anıyorsa o insanda tüm dünyaya etkileyen, örnek alınacak bir şey vardır.” diyordu.
 
  Atatürk’ dış politikası yalnızca Türkiye’nin çıkarlarına göre belirlenmiş bencil bir politika değildir. O, tüm mazlum ulusların kurtuluşunu istemiştir. Mart 1933’de yaptığı konuşmada şu sözleri bunu açıkça göstermektedir. “şarktan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bu gün, günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün şark milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum. ıstiklal ve hürriyetine kavuşacak olan çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşu, şüphesiz ki ilerlemeye neden olacaktır. Bu milletler bütün güçlüklere ve engellere rağmen muzaffer olacaklar ve kendilerini bekleyen istikbale ulaşacaklardır. Müstemlecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı hâkim olacaktır”.  Nitekim Hindistan’da Gandi, Pakistan’ın kurucusu Muhammed Ali Cinnah, Tunus’da  Burgiba,  Cezayir milliyetçileri, Afrika ve Asya’nın mazlum ulusları için Atatürk bayrak olacaktır.

 

Bütün mazlum uluslara ulusal bağımsızlıklarını kazanmada örnek olan Atatürk, kuşkusuz yalnız Türkiye için değil, tüm dünyanın kabul ettiği evrensel boyutlara ulaşmış bir insandır. O, hem mazlum ulusları sömürge yapanlara karşı Kurtuluş savaşı verirken, hem de Doğu uluslarının kafasındaki esaret zincirini parçalayan bir liderdir. Mazlum uluslar, bağımsızlık savaşı örneği olarak Atatürkçü düşünceyi benimsemede ve Atatürk’ü kendilerine bayrak yapmada gösterdikleri başarıyı, ne yazık ki Türk devrimi ile çağdaşlaşan Türkiye’nin atılımlarını ve özellikle insan aklının özgürlüğünü getiren laikleşmedeki başarısını, örnek alamamışlardır. Bu konuda Atatürk’ün yolunda gitmeye cesaret edememişlerdir. Denemeye kalkışan birçokları da tahtını hatta hayatını yitirmiştir. Tüm dünyada ıslam ulusları içinde laikleşmeyi başarabilen tek ülkenin Türkiye olması, bunun önemini daha da arttırmıştır.

 

Ama bugün, bütün bu değerlerin ülkemizde birer birer yok edilmesi Atatürk’ten ve Cumhuriyet kazanımlarından intikam alma duygularının yansımasından başka bir şey değildir. Hiçbir kişisel çıkar düşünmeden yalnızca Türk ulusunun çıkarları doğrultusunda hareket ederek, ülkemizin karşılaşabileceği en zor günleri bile düşünerek ortaya koyduğu ulusal hedefler, bugün büyük bir hızla teker, teker yok edilmektedir. ınsanlarımızın temiz ve masumane olan dinsel duyguları kullanılarak Laik düzen yıkılmıştır. Tarikatların, şeyhlerin buyruklarına koşulsuz itaat eden müritlerden oluşan dinsel örgütlenmeler, Cumhuriyete düşman bir militan grup yetiştirmeye başlamıştır.
 
Türk milleti tarihte çok sayıda badireler atlatmış pek çok düşmanla mücadele etmiştir. Ne yazık ki düşmanların bir kısmı da kendi içinden çıkmıştır. Kurtuluş savaşı bunun en güzel örneğidir. Bu güç odakları ile mücadelenin en etkili yolu aklı kullanma becerimizi geliştirmek ve bilgiyi kullanarak yeni bilgilere ulaşmaktır. Türk ulusuna ve devletine düşman olan unsurların amaç ve yöntemlerini çok iyi bilip, bunlar hakkında ulusumuzu bilinçlendirmektir. Hepsinden önemlisi Atatürkçü düşüncenin ve onun özü olan aklın ve bilimin egemenliğini çok iyi kavramak, benimsemek ve bir yaşam biçimi haline getirmektir.  

 

Mustafa Kemalin Bu gün bizlere yüklediği görev ve sorumluluklarımızı yeniden gözden geçirmemiz ve düşünmemiz gerekiyor.  O büyük insan, ölümünün 75. yıl dönümünde beden olarak aramızdan ayrıldı. Ama eserleri ve fikirleri dipdiri olarak hala bizlere yol göstermektedir. RUHUN şAD OLSUN dedi.

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz